
Önce ideallerinizi tespit edip, daha sonra kariyerinizi bu ideallere göre ayarlamayı değerlendirebilirsiniz
İnsanlar tipik olarak kariyerlerini belli sektörlere, kurumlara veya işlere girme kararları üzerinden değerlendirir ve bu doğrultuda eyleme geçer. Bu yazıda ise alternatif bir yaklaşım sunulacak: önce dünyada ve ülkede değiştirmek istediğiniz şeyleri tespit edip daha sonra bu hedefleri gerçekleştirmek için kariyerinizle neler yapabileceğinizi değerlendirebilirsiniz.
Yaygın kariyer anlayışı ve barındırdığı sorun
Pek çok insan, haklı olarak, kariyer sermayesini artıracak değerlendirmeleri önceler. Daha prestijli, daha yüksek maaşlı, kıdem alma olanaklarının daha fazla olduğu sektörlere, işlere veya kurumlara bir şekilde girmek neredeyse herkes için genel bir kariyer hedefidir. Bu özellikle kariyerinizin başlarında oldukça makul bir yaklaşımdır. Nihayetinde ideallerinize ulaşmak için bir noktada gerekli kariyer sermayesine ihtiyacınız olacaktır, bu olmaksızın zaten hedeflerinize ulaşamazsınız. Kaldı ki kariyeriniz süresince şartlarınız ve tercihleriniz değişebilir. Seçeneklerinizi açık tutacak ve artıracak şekilde kariyer sermayenizi büyütmek genel olarak güvenli bir pozisyondur. Mevcut işiniz temel ihtiyaçlarınızı karşılamak, tasarruf yapmak ve kişisel refahınızı sağlamak konusunda yeterli değilse, ilk etapta bunları sağlamaya odaklanmak akla yatkındır.
Öte yandan pek çok insan (belki siz de!) kariyerlerinin neredeyse tamamını hiçbir elle tutulur bir ideale veya hedefe yönelik kayda değer bir eylemde bulunmadan, sadece daha iyi şartlara, daha yüksek pozisyonlara ve daha geniş seçeneklere ulaşmak için didinerek geçirir. Bu durum sadece yoksulluk içinde olanlarla sınırlı değil: pek çok birey, aslında iyi bir maddi durumu ve kariyer sermayesi olmasına rağmen girdiği mental patikadan ayrılmakta güçlük çeker. Fazlasıyla eğitimli ve yetenekli kişilerin de bu anlayışla kariyerlerine yön verdikleri görülebilir.
Bu yaygın kariyer anlayışında hedefler hep araçsaldır: para, statü, kariyer sermayesi ve bunun gibi. Tabii ki bu araçlar önemlidir ve belli amaçlara ulaşmak için de gereklidir. Buradaki temel sorun, kariyerinize neredeyse sadece araçsal olarak yaklaşıp ona ilişkin doğrudan amaçlar ve idealler belirlememektir. Tabii ki insanlar çalıştıkları işlerde ister istemez bir etki yaratır, nihayetinde herkes saatlerce çalışıyor. Ama bunu bir “yan etki” olarak beklemektense doğrudan bu etkinin nasıl daha önemli ve büyük olabileceği üzerine düşünüp bu amaçla kariyer kararları almak çok daha verimli olacaktır. Bu aynı zamanda kariyerinizle ilgili memnuniyetinizi de artıracaktır. Belli idealler için çalışmak, salt para veya bir sonraki terfi için çalışmaktan çok daha motive edicidir ve anlamlı hissettirir.
Bu yaklaşımı kariyerinizin başında tercih edebileceğiniz gibi kariyerinizin belli bir noktasında da (mesela şimdi) uygulamaya başlayabilirsiniz.
Nasıl idealler belirleyebilirsiniz?
İdeal bir dünyada eğitiminiz süresince size kariyerinizle gerçekleştirebileceğiniz şeyler hakkında bilgi verilmesi gerekir; ancak bu ne yazık ki gerçekleşmiyor. Pek çok bölümde oldukça detaylı teorik ve hatta işinizin icrasına ilişkin pratik bilgiler öğrencilere aktarılır. Ama pek azında ilgili mesleğin temas ettiği sektörlerdeki sorunlar ve bunların olası çözümlerine ilişkin değerlendirmeler sunulmaktadır.
Bu nedenle ideallerinizi belirleme işi büyük oranda kendinize düşüyor. Bunun için kendi araştırmanızı yapmalısınız. Bu araştırmayı yapmak için lisansüstü bir programda yıllarınızı geçirmeniz veya bir sertifika programına katılmanız zorunlu değil. Tabii ki bunu kendi başınıza izole bir şekilde gerçekleştirmemelisiniz. Ama ele aldığınız alan ve meseleler ile ilgili uzmanların kitaplarına, raporlarına veya bizzat kendilerine ulaşmanız çoğu zaman mümkündür. Bunun için bir aracıya ihtiyacınız yok. Önemli olan bu araştırmanızda gerçekten azimli ve verimli olmanız.
İdealler belirlerken bunların mümkün olduğunca elle tutulur, somut şeyler olmasına dikkat edin. Birçok kişi ideallerinin olduğunu düşünür ama aslında soyut etiketlerden fazlasına hâkim değildir: demokratlık, eşitlikçilik, çevrecilik gibi. Önemli olan bunlarla ilgili somut etkiye dair ideallerdir. Bunun için mümkün olduğunca detaylı ve çoğu halde kademeli, kısmi reformların ne olduğuna bakmak gerekir. “Sosyal adaleti sağlamak” yerine “Alzheimerli yaşlı insanların bakımının iyileştirmesinde başarılı olmuş bir politikanın Türkiye’de belli yerel yönetimlerde yaygınlaştırılması; “refahın artması” yerine “bankacılık sektöründe veya önde gelen bir bankada yatırım fonlarının veriminin yüzde beş artması”; “eğitim şart” yerine “farklı eğitim programlarının etkilerinin takibi ve değerlendirilmesi için yurtdışında da uygulanmış belli sistemlerin oluşturulması”, “hayvan hakları” yerine “yumurta endüstrisinde milyonlarca hayvana çok büyük eziyet çektiren kafes sisteminden gelen yumurtaların şirketlerin tedarik zincirinde kafessiz sistemden gelen yumurtalar ile ikame edilmesi” gibi idealler hakiki ideallerdir.
Bir diğer yaygın hata ise sadece belli birkaç ideale takılı kalıp, başka olasılıkları göz ardı etmektir. Kariyeriniz her zaman aklınızdaki bir veya birkaç ideale uygun şekilde ilerlemeyebilir. Birçok insan az sayıda idealine uygun bir kariyer seçeneği bulamayınca bu sefer tekrar en başa dönüp gayeden yoksun bir kariyer yolu takip eder. Halbuki daha geniş bir idealler yelpazeniz olursa, bunlara uyabilecek kariyer olasılıkları da doğal olarak artacaktır.
Seçim yapmak için belli ölçütler
İdeallerinizi oluştururken tutkularınızı dinlemek iyi bir yaklaşım değildir. Hepimiz çeşitli tecrübelerimiz, çevremiz, mizacımız veya dürtülerimiz doğrultusunda belli şeylere ilgi duyabiliriz. Bu ilgimiz o şeylerin en üstün değerler olmasını garanti etmez. Pekâlâ hatalı bir yönelimimiz de olabilir. İnsanların yanlış, önemsiz veya ümit vaat etmeyen ideallere kapılmaları nadir bir şey değildir. Bu nedenle idealleri değerlendirirken eleştirel bir tutum almak, olası karşıt argümanları ve delilleri de araştırmaya dahil etmek gerekir. Bunları yaparken şu ölçütlerden yararlanabilirsiniz:
Ölçek ve önem
En çok kişiye en uzun süre en çok fayda sağlayabilecek şeylerin neler olabileceğini değerlendirin.
İlk olarak, değerlendirmeye aldığınız seçeneklerin dünyadaki diğer sorunlara kıyasla gerçekten ne kadar önemli olduğunu tartın. Bazı insanlar bu aşamada karşılaştırma yapmaksızın hızlı yargılara varır. Örneğin sanatın bir değer olduğunu fazla tartışmadan kabul edebiliriz. Ama belli alanlardaki sanat kalitesinin düşüklüğü veya yaygınlaşmamış olması dünyadaki diğer sorunlarla karşılaştırıldığında çok daha aşağılarda kalacaktır.
İkinci olarak, değerlendirmeye aldığınız seçeneklerin etkileyeceği kişi sayısı üzerinden ölçeğini değerlendirin. Bazı faaliyetler iyi gibi gözükür ama görece az kişiye etkide bulunur. Bir veya birkaç kişiyi doyurmak veya başka bir ihtiyacını karşılamak anlamlı görünebilir ama asıl büyük etki bu veya başka bir faaliyetin “ölçekli” bir etki yaratabilmesi ile ilişkilidir. Eğildiğiniz sorunun binlerce ve hatta daha fazlasına dokunup dokunmayacağını düşünün. Pek çok kişi ölçeğe duyarsızdır çünkü zihnimiz çoğu zaman onlarla binler, binler ile milyonlar arasındaki farkı isabetli bir şekilde tartamaz.
Üçüncü olarak, ele aldığınız meselenin zamansal etkisini değerlendirin. Burada da olası hatalara dikkat etmek gerekir. İnsan aklı kısa vadeli etkileri olduğundan büyük, uzun vadeli etkileri olduğundan küçük algılamaya yatkındır. Hemen yakınınızda olan bir kişinin sorununa doğrudan yardım etmeye ve hemen çözmeye yönelik bir ideal çekici gelebilir. Öte yandan çok daha uzun vadeli ve dolaylı etkileri de göz ardı etmeden değerlendirmeye almak gerekir. Bazı faaliyetler aslında ilk bakışta bir iyilik yaratmak ile birlikte nihayetinde geçici bir etki bırakırken, kimilerinin ise uzak geleceğe kadar sürebilecek etkileri olabilir. .
Yapılabilirlik
İdealizme veya idealist insanlara dair tipik kuşku bunların aslında ayağa yere basmayan, gerçekleşmeyecek şeyler olması üzerinden şekillenir. Bu haklı bir kuşkudur. Pek çok idealist insan gerçekten de boşa kürek çeker. Ama bu hiçbir idealin gerçekleşemeyeceği manasına gelmez. Sadece bu konuda dikkatli olunup gerçekten “yapılabilir” şeylerin üzerine gidilmesi gerekir.
Dolayısıyla sadece dünyadaki veya ülkemizdeki belli sorunların bir listesini yapıp bunlardan en büyüklerini seçmek iyi bir yaklaşım değildir. Bu aşamada “bu sorunlardan hangileri gerçekten çözülebilir sorunlardır” sorusunu sormak gerekir. Ancak buna iyi cevaplar bulmanız halinde ideallerinizin ayakları yere basar.
Bunu yaparken ister istemez belli sorunları “yutulabilir” parçalara bölmeniz gerekecektir. Büyük sorunların topyekun basit çözümleri neredeyse hiçbir zaman olmaz. Bunun için yukarıda da ifade edildiği üzere geniş ve soyut ideallerinizi daha somut (ve ilk etapta görece küçük) parçalara indirgemeniz ve bunlar üzerinde detaylı değerlendirme yapmanız gerekebilir.
Çözüm “bulmak” belli bir keşif veya icat faaliyeti ile olabileceği gibi aslında başka bir zaman, alan veya yerde zaten uygulanmış bir fikrin kullanılması veya bir miktar değiştirilerek uygulanması şekilde de olabilir. Başka ülkelerdeki, sektörlerdeki veya dönemlerdeki ilerlemeleri öğrenmek bu noktada ufuk açıcı olabilir ve işinizi çok kolaylaştırabilir.
Size uygun olması
Yapılabilirlik ölçütü ile çok bağlantılı bir diğer unsur, idealin “sizin” tarafınızdan gerçekleştirilmeye uygun olmasıdır. Kariyer değerlendirmeleri kesinlikle soyut ve genel bir şekilde yapılamaz. Kendi yetenek, ilgi, tercih ve şartlarınızı bu değerlendirmelere zorunlu olarak katmanız gerekir.
Bu bağlamdaki en bariz unsur mesleğinizdir. Mesleğiniz belli teknik yetileri kapsadığı gibi başka insanlarla olan bağlantılarınızı da kapsar. İdeal belirleme sürecinde de mesleğinizin kapsama alanında olan meseleleri öncelikli olarak değerlendirmeniz iyi bir başlangıç noktası olabilir. Ama kendinizi katı bir şekilde sınırlamayın. Birçok insan aldığı eğitimden oldukça farklı alanlarda çok etkili çalışmalar yapmıştır. Belli bir konuda eğitim almamamış olmayı sizi o alandan diskalifiye ettiğini düşünmeyin.
Bunun dışında, kendi hayat tecrübeleriniz, yakın çevrenizde tanık olduğunuz ve kısmen çözüm aramaya çalıştığınız sorunlar da dikkate alınabilir. Ama bunu yaparken de sadece “tutkulu” olduğunuz bir konuya hemen kapılmayın. Soğukkanlı bir şekilde yukarıda ifade edildiği gibi sorunun ölçeği ve yapılabilirliğini tartın.
Son olarak, meselenin sizin yeteneklerinize ve şartlarınıza uygun olup olmadığını da tartmanız gerekir. Ama burada da söz konusu sorunun çözümünde pek çok farklı rolün olabileceğini ve bunlardan birinin siz olabileceği olasılığını da göz ardı etmeyin. Örneğin ilk bakışta “teknik” bir sorun olarak görülebilecek bir mühendislik meselesinin çözümünde, teknik yetilere sahip olmasanız dahi insan ve finansal kaynakların sağlanması, yönetilmesi veya desteklenmesi aşamalarında “teknik” olmayan yetilerinizle katkıda bulunabilirsiniz.
İhmal edilmişlik
Hedef belirlerken etki potansiyelinizi kayda değer biçimde artırabilecek bir diğer ölçüt meselenin ne kadar ihmal edilmiş olduğuna bakmaktır. Halihazırda herkesin üstüne eğildiği, kamuoyu ilgisinin yüksek olduğu konularda sizin özel bir etki yaratma ihtimaliniz görece düşük olabilir. Çünkü siz olmasanız da başkaları o konuda işler yaparak ilerleme kaydedilmesini sağlayabilir. Ama diğer insanların henüz ilgi göstermediği bir konuya eğilmeniz halinde etkiniz çok daha yüksek olabilir.
Dolayısıyla ideallerinizi belirlerken bu zamana kadar sık duyduğunuz, ideal denilince aklınıza ilk gelen şeylerden ziyade araştırma yaparak başka veya daha özel konulara eğilmenizin getirisi çok daha yüksek olabilir.
Her idealin belli bir değeri olabilir; ama bu değerin eşit olduğunu varsaymamak gerekir. Belli ölçütler ile idealleri karşılaştırmalı olarak değerlendirip en yüksek etki potansiyeli olanların listesini yapabilirsiniz. Bunu yaptıktan sonra bu ideallere hizmet edebilecek olası kariyer seçeneklerine bakabilirsiniz.