top of page

İyi bir şeyler yapayım derken zarar verme riski ve bunun önüne geçmek için bazı tedbirler

İnsanların iyi bir şeyler yapmak istemeleri onların bu konuda başarılı olacaklarını garanti etmez. İyi niyetli insanlar istemeden de olsa olumsuz neticeler doğuracak şeyler yapabilir. Bu yazıda bu kapsamdaki risklere ve bunları önlemek için alınabilecek tedbirlere bakılacak.  


 

Neyin iyi olduğu konusunda hataya düşmek

 

Özellikle bazı konularda insanların neyin iyi olduğu konusunda yanlış takdirde bulunmaları hiç de azımsanmayacak bir olasılıktır. Bunların başında neyin adil olduğuna dair tartışmalar olduğu söylenebilir. Örneğin hangi siyasi partinin yönetiminin veya hangi yasal düzenlemelerin adil olduğu, değişmesi veya değişmemesi gerektiğine dair tartışmalarda partizanlık ve bilgi eksikliği sebebiyle yanlış kararların verilmesi bayağı olasıdır. Pekâlâ, bir kişi tamamen iyi niyetli olmasına rağmen bu sebepten ötürü esasında hiç de adil olmayan ve kötü neticelere sebep olacak ajandalara destek verebilir. Çeşitli toplumsal meselelerdeki haksızlıklara ilişkin tespitler doğru olsa dahi bunların nasıl çözülmesi gerektiğine ilişkin politika tercihlerinde de yanlış tercihlerde bulunulabilir. 

 

Siyasi olmayan konularda dahi insanların kişisel yatkınlıklarından ve yine bilgi kısıtlarından ötürü hataya düşmesi mümkündür: Bir doktorun hatalı bir tedaviyi uygulaması, bir öğretmenin aslında eğitim çıktılarını geliştirmeyecek şekilde derslerini işlemesi, bir mühendisin düşük verimli bir çözümü tasarlaması veya bir ebeveynin çocuğunun iyiliğine olduğunu düşünmesine rağmen gelişimini engelleyecek şekilde onu kısıtlaması gibi pek örnek düşünülebilir. 

 

Hedeflere ulaşmak uğruna önemli şeyleri feda etmek

 

İyi şeyler yapmak isteyen insanların önemli bir kısmı azimli insanlardır. Azimli olmak genel itibarıyla iyi bir karakter özelliğidir. Öte yandan, azimli olmak ile ihtiraslara kapılmak arasında ince bir çizgi olduğu söylenebilir. Hedeflerine ulaşmak için yalan söyleyen, başkalarını ezen, yasalara aykırı davranan birçok insan yaptıklarını belli bir iyiye ulaşma gayesiyle meşrulaştırır. 

 

Pek tabii ki bazı hallerde insan belli değerler arasında seçim yapmak ve belli şeyleri önceliklendirmek durumunda kalabilir. Bu hedeflere ulaşmak için de etkililik temelli belli kararlar alınması doğaldır. Örneğin, bir iş sahibi veya bir yönetici yeri geldiğinde firmanın kârlılığını muhafaza etmek ve verimliliği artırmak için bazı çalışanları işten çıkarabilir; bir siyasetçi veya bir sivil toplum kuruluşu kamuoyu desteğini artırmak için iletişiminde belli bir ajandayı vurgulayıp başka konuları geride tutabilir; bir doktor hastasını gerekli ama aynı zamanda risk taşıyan bir operasyona ikna etmek için onu rahatlatacak birtakım ifadeler kullanabilir ve bunun gibi. 

 

Ancak bunların da belli sınırlarının olduğunun ve bu tip değer takasları yaparken keyfi ve tarafgir olunabileceğinin farkında olmak gerekir. Aynı örneklere bakarsak, işverenlerin işçilerin haklarını vermeden onları işten çıkarmaları, siyasetçilerin veya sivil toplum kuruluşlarının yolsuzluk yaparak ajandalarını gerçekleştirmeleri, doktorların hastalarının rızasını almadan onlar üzerinde tedavi uygulamaları, hedeflerinin neticesi olumlu olsa dahi yanlıştır. Bu yola sapanların hedefleri de yozlaşmaya meyillidir. 

 

Kaynakları israf etmek

 

İyi niyetli olunmasına rağmen, netice alamayan faaliyetler nihayetinde bu kapsamda kullandıkları kaynakları tüketmiş olur. Dolayısıyla her iyi niyetli faaliyetin (neticesinden bağımsız olarak) her zaman olumlu bir etki yarattığını söylenemez. Topyekûn bir başarısızlığın olmadığı hallerde dahi yine kaynak maliyetlerini dikkate almak gerekir. Diğer yazılarda ifade ettiğimiz üzere, belli bir olumlu etki yaratmak kendi içinde iyi olsa dahi, bunun esas değeri onun maliyet etkinliğine bağlıdır. Bir konuda her ne kadar bir miktar ilerleme kaydedilmiş olsa da eğer bu ilerleme çok büyük kaynakların harcanmasıyla sağlanmış ise o zaman büyük bir başarıdan bahsetmek yanlış olacaktır.

 

Pek çok devlet ve sivil toplum kuruluşu “bir şeyler yapıyor" olsa dahi, harcadıkları kaynaklar bu şeyler ile orantılı değildir. Yatırım ve sermaye kullanan birçok özel şirket için de aynısı söylenebilir. Bu tip kuruluşlar ve bunların çatısı altındaki kariyerler her ne kadar bazı şeyleri yapıyor gibi gözükse de aslında başka kuruluşlar ve faaliyetler için kullanılabilecek kaynakları boşa kullanıyor olabilir.  

 

Bunu sadece maddi kaynakların israfı olarak da görmemek gerekir. Maliyet etkinliği düşük faaliyetlerin uzun süre devam ettirilmesi bu alanda çalışan insanların zaman ve yeteneklerini de tüketir. Bazı hallerde ise toplumsal bir dönüşümün sağlanması için gerekli olan kamuoyu ilgisi boşa harcanabilir. Birçok siyasetçi ve sivil toplum kuruluşu her ne kadar kayda değer bir kamuoyu ilgisi toplasa da bunları etkin bir şekilde kullanamadığı için bu değerli ve sınırlı kaynağı tüketmiş olur.  


 

Bunların olmaması için ne gibi tedbirler alınabilir?

 

Çok iddialı olmaktan kaçınmak 

 

Birçok insanın özellikle siyasi ve ahlaki konularda çok güçlü görüşleri vardır. Radikal görüşlerin illa hatalı veya yanlış olduğu söylenemez. Geçmişte radikal olarak nitelenen pek çok pozisyon bugün genel olarak kabul görmüştür. Ama yine de radikal görüşlerin en azından belli biçimlerinin hatalı olma riskinin görece büyük olduğu söylenebilir. Özellikle alternatif bakış açılarına göre büyük adaletsizlikler veya olumsuzluklar doğuracağı iddia edilen radikal görüşlere temkinli yaklaşmakta fayda vardır. Örneğin, belli bir gaye uğruna otokratik bir rejim oluşturulması veya neredeyse hiçbir medeni ülkede uygulanmayan politikaların tercih edilmesi gibi. 

 

Radikal olsun olmasın, herhangi bir görüşü değerlendirirken bunlara eleştirel bir şekilde yaklaşıp ilgili tüm sebep ve delilleri değerlendirip karşıt görüşleri dikkate almak makul bir tutumdur. Sürekli tek taraflı kaynaklardan beslenerek tek akılcı aktörün kendimiz veya kendimizi içinde saydığımız grupların olduğunu iddia etmek hatalı olur. Entelektüel bir tevazu ile kendi bilgi dağarcımızın kıstlı, akıl yürütmelerimizin noksan olabileceğini kabul etmek gerekir. 

 

Bundan çıkarımla, gerek kariyerinizi odaklayacağınız değerler gerekse de kariyerinizin bu değerleri gerçekleştirmedeki etkililiği konusunda yetersiz bilgi ile hızlı ve nihai kararlar almaktan, kariyeriniz ilerlerken de olası etkisizlik veya başarısızlık olasılıklarını inkâr etmekten kaçınmak iyi bir kural olacaktır. Diğer taraftan, nihayetinde belli kararlar vermeniz gereken konularda mümkün olduğunca uzmanlığınızı geliştirmeniz bu riskleri azaltacaktır.  

 

İlkeli olmak

 

Her ne kadar teorik olarak her durumu kendi şartları özelinde değerlendirip hiçbir keyfiliğe ve tarafgirliğe düşmeden kararlar alıp bunları eyleme geçirmek olasılık dahilinde olsa da, gerçek hayatta gerçek insanlar belli katı ahlaki kurallardan yoksun hareket ettiklerinde genellikle zaafa düşerler. Bunun yerine belli ilkelere bağlı kalmak çok daha itidalli bir tutumdur. Yasalara saygı göstermek, manipülasyon yapmamak, belli hedeflere ulaşmak için başka insanların haklarını ihlal etmemek gibi ahlakın omurgasını teşkil eden belli düsturları benimseyen insanların hayatlarında büyük kötülükler yapması pek olası değildir. 

 

Pek çok kişi kariyerlerinde ilerlerken daha çok güç elde etme fırsatı yakalar. Güç kendi başına kötü değildir; iyi şeyler için kullanılabilir. Hatta geniş çaplı olumlu ilerlemeler için kayda değer büyüklükte kaynakların kullanılması çoğu zaman bir gerekliliktir. Dolayısıyla etkili ve idealist insanların daha fazla iktidar sahibi olmak için gayret göstermesi doğaldır. Ancak çeşitli güç kaynaklarına (para, statü, siyasi iktidar ve bunun gibi) erişmek uğruna pek çok kişinin her ne kadar en başta iyi niyetli olsa dahi nihayetinde çok büyük kötülükler yaptığı da bilinen bir gerçektir. Bu nedenle çeşitli idealist kariyer hedefleriniz doğrultusunda ilerlerken diğer temel ilkeleri de gözden çıkarmayıp bunlara bağlı kalmak büyük önem arz eder. 

 

Bütün değerleri tek bir hedefe indirgemek de çoğu zaman dengesiz sonuçlar verir. Bu yüzden her ne kadar tek bir hedefe odaklanmak ve her şeyi bu hedefin gerçekleşmesine endekslemek verimliliği artırabilse dahi, diğer değerlerin de varlığını ve önemini teslim edip bunlara doğrudan zarar vermeyen şekilde hareket etmeye çalışmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Örneğin, ticari veya siyasi bir başarı için rakiplerinizi “ezmeye” odaklanmak, işinizde yükselmek uğruna tüm dostlarınız ve aileniz ile ilişkinizi koparmak, yardım etmeye çalıştığınız kişilerin otonomisini ve haysiyetini kıracak şekilde onları sunduğunuz hizmeti veya malı kullanmaya zorlamak gibi eylemleri tercih etmemek gerekir. 

 

Risk alırken temkinli olmak

 

Her karar ister istemez belli riskleri beraberinde getirir: yeni bir işe girmek, kesin getiri garantisi olmayan bir yatırım yapmak, denenmemiş bir projeye girişmek ve bunun gibi. Bunların hepsi arzu ettiğimiz neticeleri vermeyebilir, ancak yine de yüksek getiri ihtimallerinin ihtimal dahilinde olduğu hallerde bunları değerlendirmemek hatalı olur. 

 

Diğer taraftan, anlamsız ve aşırı riskler almak da büyük kayıplara ve olası zararlara neden olabilir. Örneğin, bir takım zorluklar yaşadığınız bir işten iyi bir alternatif bulmadan hemen ayrılmak, yönetici pozisyonlarında olmanız kurumunuzu gereğinden hızlı büyütmek veya geri dönüşü zor kararlar almak kariyeriniz açısından risk teşkil edebilir. 

 

Özellikle başkalarını etkileyecek meselelerde risk alırken bunları iyi tartmak ve içi boş hırslara kapılmamaya dikkat etmek gerekir. Örneğin, henüz başarılı olacağına dair işaretlerin net olmadığı bir proje için kesin başarılı olacağı varsayımı ile büyük kaynaklar talep etmek ve bunları harcamak; tam bilgi sahibi olmadan bir konu hakkında kamuoyunda belli bir değer yargısı oluşturmak; insanları aslında doğruluğu tam kanıtlanmamış bilgiler ile sağlık, yatırım veya kariyer (!) gibi önem arz eden konularda radikal tavsiyeler vermek çok büyük zararlara sebep olabilir.

© 2035 by Ernst & Goldschmidt Consultancy. Powered and secured by Wix

bottom of page