
Eğer doğru kişiyseniz, kendi işinizi (veya derneğinizi) kurmayı değerlendirin
Bir kurumda çalışmak mı yoksa kendi girişiminizi mi başlatmak arasında seçim yapmak kariyerinizdeki en önemli kararlardan biri olabilir. Pek çok kişi için istikrarlı bir işte çalışmak mantıklı olsa da, bazı hallerde bazı kişiler için yeni bir organizasyon kurmak hem kişisel hem de toplumsal açıdan çok daha değerli olabilir.
Dünyada ve ülkemizde pek çok alanda boşluklar var
Etrafımıza baktığımızda çözülmeyi bekleyen sayısız sorun ve eksiklik görürüz. Mevcut kurumlar her ne kadar belli ihtiyaçları karşılasa da genellikle kendi işleyişlerinin dışına çıkamazlar. Bilgi eksikliği, hantallık, önyargılar veya maliyetlerden ötürü pek çok olası çözüm her ne kadar mümkün olmasına rağmen uygulamaya geçmez. Bu da pek çok ihtiyacın mevcut şirket, devlet veya sivil toplum kurumlarının varlığına rağmen karşılanamaması neticesini doğurur.
Farklı alanlardan tüketici olmayacak şekilde örnekler verirsek:
-
Devlet hizmetlerindeki aksaklıklar,
-
Ekonomideki mal ve hizmetlerin pahalı, kalitesiz veya kısıtlı olması
-
Toplumdaki bazı kesimlerin haksızlığa uğramaması,
-
Siyasetteki yozlaşma ve baskı,
-
İnsanların manevi, entellektüel, ahlaki veya estetik yönünün az gelişmiş olması, ve bunun gibi. Bunların her biri ve fazlasının farklı alanlarda farklı görünümleri olabilir.
Kurucular nadirdir ve kolaylıkla ikame edilemez
Bir organizasyonu sıfırdan kurmak, sürdürmek ve büyütmek son derece zor bir iştir ve bu beceri setine sahip insanlar oldukça azdır. İyi bir mühendis, avukat veya pazarlamacı bulmak nispeten kolay olabilir ancak vizyon sahibi, risk alabilen, belirsizlikle başa çıkabilen ve bir ekibi etrafında toplayabilen kurucular gerçekten nadirdir.
Önceki yazılarda da ifade edildiği üzere bir işte çalışırken yarattığınız gerçek etki sadece yaptığınız işe bakılarak ölçülemez, aynı zamanda sizin o işi yapmamanız halinde olacaklar ile karşılaştırılması gerekir. Pek çok işte sizin o işe girmemeniz halinde sizi ikame edebilecek başka insanlar da bulunacaktır. İş başvurularında genellikle son turlara birden fazla yeterli aday kalır. Öte yandan kuruculuk doğası gereği sırada bekleyen bir diğer adayın olmadığı bir pozisyondur. Her ne kadar sizin bir şirketi veya derneği kurmamanız halinde de bir başkasının daha sonra o boşluğu doldurması olası olsa da, bunun ihtimali çok daha düşüktür.
Dolayısıyla kuruculuğun karşıt olgusalları dikkate alındığında etki potansiyeli çok daha yüksektir. Başarılı bir kurucu, sadece kendi çalışmasıyla değil, kurduğu kurumun yıllarca yarattığı etkiyle değer üretir. Bir kurum uzun vadede kurucusundan bağımsız olarak çalışmaya devam edebilir ve onun vizyonunu uzun yıllar boyunca hayata geçirebilir.
Belirsizlikler ve riskler
Ancak her karar gibi, kuruculuk da riskler ve belirsizlikler içerir. Bu yola çıkmadan önce bazı önemli faktörleri değerlendirmeniz gerekiyor.
İlgilendiğiniz alan zaten doygunluğa ulaşmış olabilir
Bazen bir alanda zaten yeterli sayıda iyi işleyen organizasyon bulunabilir. Bu durumda zaten başkalarının yaptığı şeyin benzerini yapan veya zaten çok da yapılacak bir şey olmayan bir alana yeni bir oyuncunun katılması bir etki yaratmayacaktır. Yeni kuruluş kağıt üzerinde başarılı olsa dahi diğer kuruluşları piyasadan çıkartmak dışında büyük bir fark yaratmadığı hallerde net bir olumlu etki yaratmayabilir.
Bu nedenle, girişiminizi başlatmadan önce kapsamlı bir piyasa ve alan araştırması yapmalısınız. Benzer kurumlar var mı? Onlar neyi iyi yapıyor, neyde eksikler? Sizin özel katkınız ne olabilir? Eğer gerçekten doldurabileceğiniz bir boşluk yoksa, kaynaklarınızı başka şekillerde kullanmak daha mantıklı olabilir.
Doğru kişi olmayabilirsiniz
Kuruculuk herkes için değildir ve bu tamamen normaldir. Başarılı bir kurucu olmak için yüksek risk toleransı, güçlü liderlik becerileri, yaratıcılık, dayanıklılık gibi çok yönlü yetenekler gerekir. Kurucular aynı zamanda bağımsız çalışmak durumundadırlar. Bir üst olmaksızın çalışmak bir taraftan kulağa konforlu gelse de pek çok insanın ona ne yapması gerektiği söylenmediği durumlarda disiplinini koruyamadığı da bir gerçektir.
Bu noktada insanın kendisini ne olduğundan güçlü ne de olabileceğinden güçsüz görmemesi gerekir. Bazı insanlar yersiz bir özgüvenle birkaç olgunlaşmamış iş fikirlerinden hareketle kendini çok büyük bir girişimci adayı olarak görür. Kimileri ise her ne kadar oldukça bilgili ve yetenekli olsa dahi çekingenliklerinden dolayı bu olasılığı göz ardı ederler. Bunun ölçülü bir şekilde değerlendirilmesi gerekir.
Öte yandan eğer yanlış bir karar verip aslında iyi bir kurucu olmadan yeni bir şirket veya dernek kurarsanız, başarısızlığınız da kaçınılmaz olarak en iyi ihtimalle kaynakların ve zamanın boşa gitmesine, daha kötü ihtimallerde de eğildiğiniz alanda olumsuz etkiler yaratmanız neticesini doğurabilir.
Mevcut kuruluşları reform etmek daha iyi bir yol olabilir
Hedeflediğiniz etkiyi yaratmanın tek yolu yeni bir kuruluş olmayabilir. Pekala mevcut kuruluşlar şu anda arzu edilen etkiyi yaratmıyor olsa dahi bu illa ki böyle devam edecek diye bir kural yoktur. Pek çok şirket, devlet kurumu veya sivil toplum kuruluşu zaman içinde kendisini reform ederek çok daha iyi bir noktaya gelmiştir.
Tabii ki her kuruluşun değişime açık olduğu söylenemez. Pek çok kuruluş bürokratik yapıları, beceriksiz veya yeni fikirlere kapalı yöneticileri veya içinde bulunduğu diğer olumsuz koşullarından ötürü reform edilemeyecek durumdadır. Öte yandan reform edilebilecek kurumlar üzerinden etki yaratmanın avantajları da çoktur. En başta bu yol çok daha az maliyetlidir. Sıfırdan yeni bir kuruluş oluşturmaktan ziyade mevcut yapının temelleri üzerine koymak çok daha kolay ve hızlı bir şekilde başarı getirebilir. Dahası, bu kişisel olarak da çok daha risksiz bir kariyer yoludur. Bilinen bir kuruluşta çalışmak özgeçmişiniz ve kariyer sermayenize etkili olmasanız dahi bir zarar vermez; öte yandan başarısız bir girişimcilik özgeçmişinizde kayda değer bir boşluk yaratabilir.
Son olarak, mevcut kuruluşların halihazırdaki atıl kapasitesini aktif hale getirmek onunla rekabet edip faaliyet alanının dışına itmekten daha yapıcı olacaktır; tabii eğer reform başarılı olursa. Dolayısıyla yeni bir şey kurma seçeneğini de izole bir şekilde değerlendirmemek, olası alternatifler ile karşılaştırmalı olarak ele almak gerekir.
Yeni bir şey kurmak için neye ihtiyacınız var?
İyi bir fikir
Yeni bir şey kurmak için öncelikle önemli bir sorunu çözen veya önemli bir ihtiyacı karşılayan iyi bir fikre ihtiyacınız vardır. Normal şartlarda bu hiç de kolay değildir çünkü sizden önce de ihtiyaç duyulan fikirlerin bulunma ihtimali yüksektir. Sizin dışınızdaki insanların bulamadığı bir fikri sizin bulabiliyor olmanız için ilgili alanda daha bilgili ve tecrübeli olmanız bu ihtimali artıracaktır.
Genellikle pek çok fikir ilk etapta olgunlaşmamış olacaktır. Bu nedenle araştırma ve denemeler yaparak fikirleri geliştirmeye çalışmak da yaratıcılık kadar önemlidir.
Gerekli yetiler
Bir organizasyonu kurmak ve büyütmek için geniş bir yetenek yelpazesine ihtiyacınız olacaktır: stratejik düşünme, proje yönetimi, bütçelendirme, pazarlama, insan yönetimi, iletişim, web sitesi tasarımı, içerik yazımı, piyasa araştırması ve bunun gibi. İlk aşamalarda kurucular bu işlerin çoğunu kendi başlarına veya çok küçük bir ekiple yapmak durumunda kalır.
Ancak tabii ki tüm bu becerilere baştan en yüksek seviyede sahip olmanız gerekmiyor. Pek çok beceri işe başlayınca yaparak öğrenilebilir. Öte yandan öğrenmek de bir beceridir ve iyi bir kurucu olmak için bu da oldukça gereklidir. Son olarak, tüm bunların gerçekleştirilmesi için çok çalışkan ve istekli olmak gerekir. Kurucular özellikle ilk etaplarda aşmaları gereken sorunları çözmek için uzun saatler çalışmak durumunda kalır. Bunu gerçekleştirmek için yüksek özdisiplin ve yaptığınız işe kendinizi adayacak seviyede yüksek ilgi gerekecektir.
Destek
Hiçbir kurucu tüm süreci tek başına yürümez. Bir noktada sizinle denk seviyede paydaş olacak en az bir eşkurucuya ihtiyacınız olacaktır. Çoğu şirket ve dernekte bu kişiler eskiden beri birbirini tanıyan insanlar olurlar. Bunun dışında sorularınıza cevap verecek veya ilk çalışmalarınızı değerlendirecek ve daha sonra kuruluşunuzda çalışmayı isteyecek insanlara da ihtiyacınız olacaktır.
Son olarak tabii ki çalışmalarınız için maddi kaynak sağlayacak yatırımcı veya bağışçılar da bu resmin önemli bir parçasıdır. Pek az proje sadece özkaynakları ile büyür. Öte yandan kuruluşunuzun en azından ilk versiyonunun illa bir yatırımcı veya bir vakıf tarafından desteklenmesi gerekmediğini de unutmayın. Kendi birikimleriniz ile projenizin ucuz bir versiyonunu ilk etapta geliştirip daha sonra kaynak arayışına girişmek size hem daha rahat bir şekilde deneme yapma imkanı verecek hem de bu arayışınızda çalışmanızın somut çıktılarını gösterebileceğiniz için kaynak bulmanızı daha olası hale getirecektir.
Sonraki adımlar
Öğrenin
Kendinizi eğitmek için zaman ayırın. Alanınızdaki benzer kuruluşları inceleyin, başarılı kurucuların hikayelerini okuyun, ilgili bilgi kaynaklarını araştırın. Hem sektörünüze özgü bilgilere hem de genel girişimcilik becerilerini edinmeye çalışın.
Bunu sadece genel teorik bilgiler ile sınırlamayın, pratik detayları da öğrenin. Örneğin eğer bir dernek kurmayı düşünüyorsanız eğileceğiniz alanın tarihi, bir şirket kurmayı düşünüyorsanız ilgili piyasadaki parça ürünlerin farklı aşamalardaki maliyetleri, ilgili sektördeki yasal sorumluluklar, ilişki kurmanızın faydalı olacağı önemli kişilerin sosyal ağları ve bunun gibi.
Eşkurucu bulun
Doğru bir eşkurucu bulmak, girişiminizin başarısı için en önemli kararlardan biridir. İdeal bir eşkurucu sizin zayıf olduğunuz alanlarda güçlü, benzer değerleri ve vizyonu olan ama farklı bakış açıları da sunabilen, güvenilir, uzun bir süre sizinle birlikte çalışmaya istekli olan, ve tabii ki iyi iletişim kurup birlikte vakit geçirmekten keyif alıyor olduğunuz biri olması gerekir.
Mevcut arkadaşlarınız ve meslektaşlarınız bunun için doğal adaylardır. Pek az kurucu, eşkurucusunu bir iş ilanı ile bulur. Daha önce birlikte bir projede veya bir öğrenci kulübünde çalışma tecrübesi yaşadığınız insanları özellikle dikkate alın.
Test edin
Büyük yatırımlar yapmadan önce fikrinizi test edin. Küçük ölçekli bir pilot çalışarak fikrinizin gerçekten işe yarayıp yaramadığını, insanların buna ilgi gösterip göstermediğini ve hangi iyileştirmelere ihtiyaç olduğunu öğrenin.
Test aşamasında geri bildirim toplayın ve dinleyin, belli ölçütler belirleyin ve ilerlemenizi ölçün, başarısızlıkları doğal kabul edip bunlardan öğrendikleriniz ile projenizi geliştirin.
Bu aşamayı bir “yan iş” olarak yapmayı da değerlendirebilirsiniz. Başka bir işte çalışırken kendi projeniz üzerinde çalışmak biraz yorucu olabilir ama hem başarısızlık risklerini azaltır (çünkü başarısız olsanız dahi mevcut işinizde devam edebilirsiniz) hem de finansal olarak hemen kaynak bulma ihtiyacını ortadan kaldırır (mevcut işinizden elde ettiğiniz gelir ile giderlerinizi karşılayabilirsiniz). Bu modelde seçeceğiniz asıl işin sizin çalışmalarınıza imkan verecek ölçüde esnek ve rahat olmasına dikkat etmek gerekir. Çok yoğun ve talepkar bir işte çalışırken yanda başka bir proje geliştirmek gerçekçi olmayabilir.
Kaynak bulun
Çoğu yeni organizasyonun bir noktada finansman ihtiyacı doğar. Kaynak arama stratejiniz, organizasyon türünüze bağlı olarak değişecektir. İlk aşamada mütevazı hedeflerle başlayın. Kanıtlanmış bir başarı hikayesi, gelecekteki fon sağlama çabalarınızı kolaylaştıracaktır. Ancak yine de bir noktada kaynak geliştirmenin de işinizin bir parçası olduğunu görüp ona da gerekli mesaiyi harcamak gerektiğini de unutmamak gerekir. Öte yandan bu mesai de yaptığınız işin kendisinin önüne geçmemelidir.
Kendi organizasyonunuzu kurmak, hem heyecan verici hem de zorlayıcı bir kariyer yoludur. Herkes için doğru bir seçim olmasa da, doğru kişi ve doğru fikir bir araya geldiğinde, yaratabileceğiniz etki muazzam olabilir.
Eğer belirsizlikleri tolere edebiliyorsanız, öğrenmeye açıksanız, yüksek enerjiye sahipseniz ve önemli bir sorunu çözmek için gerçek bir tutkuya sahipseniz, sizin için en doğru kariyer bir işte çalışmak yerine kendi işinizi veya derneğinizi kurmak olabilir.