
Olumlu bir etki yaratmak için kariyeriniz elinizdeki en önemli fırsat
Pek çok insan iyi bir şeyler yapmak ister. Ama bunu gerçekleştirmek için ilk akla gelen araç genellikle kariyer olmaz. İnsanlar kariyerlerini çoğu zaman bir para kazanma ve prestij meselesi olarak görür. “İyi şeyler yapmayı” ise başka mecralarda gerçekleştirmeye çalışırlar.
Bu yazının temel iddiaları şunlar olacak: insanın kariyeri ile yapabileceği şeylerin potansiyeli alternatiflere kıyasla aslında çok daha yüksektir ve eğer gerçekten hayatta iyi şeyler yapmak istiyorsanız kariyerinize odaklanmanız çok daha akılcı bir yaklaşım olacaktır.
İyi şeyler yapmak için genellikle düşük potansiyelli yöntemlere odaklanıyoruz
Dünyada ve ülkemizde olumlu bir etki yaratmak için genellikle tercih edilen yöntemlere bakalım.
Siyaset
Siyaset ilk bakışta iyi şeyler yapmak için çok doğal bir seçenek gibi gözükür. Ne de olsa ülkenin nasıl yönetildiğinin etkisi çok büyüktür. Ama burada genellikle gözden kaçırılan sorun şudur: siyaset önemli olsa dahi, bizim siyaseti değiştirme gücümüz gerçekçi olarak ne kadardır?
Bu sorunun cevabı illa negatif değil tabii ki. Eğer siyasi elitin bir parçası iseniz veya çok geniş bir takipçi kitleniz varsa siyasi bir kariyeriniz olmasa dahi belki gerçekten siyasette kayda değer bir etki yaratabilirsiniz. Ama siz de pek çok kişi gibi normal (veya sıradan) bir insansanız, siyasete olan etkiniz kaçınılmaz olarak sınırlı olacaktır. Seçimlerde sadece bir oyunuz var. Bir oy ile seçim sonuçlarını değiştirme ihtimaliniz çok düşük.
Bu noktada siyasete dair etkinizin sadece verdiğiniz oy ile sınırlı olmadığını, etkilediğiniz oyların da olduğunu düşünebilirsiniz. Ama burada da sorun pek değişmiyor: bir oyun seçimlerin sonucunu değiştirme ihtimali düşük olduğu gibi, yüz oyun da seçimlerin sonucunu değiştirme ihtimali düşük. Kaldı ki çevremizdeki etkimizi de gerçekçi değerlendirmemiz lazım. Çoğumuzun çevresi zaten kendi görüşlerimiz ile uyumlu siyasi tercihlerde bulunuyor. Dolayısıyla gerçekten oy değişikliği yaratma alanı çok yüksek olmayabilir. Son olarak, insanların fikirlerini değiştirmek oldukça zordur, dolayısıyla gündelik sıradan etkileşimler ile çok sayıda insanın oyunu değiştirmeyi beklemek pek gerçekçi değil.
Dahası, siyasi etkileşimlerinizde faydalı olmaktan ziyade zararlı olmanız da ihtimal dahilindedir. Örneğin siyasi tercihlerinizde hatalı olabilirsiniz veya siyasi ifadeleriniz insanları ikna etmekten ziyade onları daha da uzaklaştırıyor olabilir.
Bireysel tüketim
Plastik kullanmamak, bez çanta tercih etmek, sürdürülebilir malzemelerle üretilmiş ürünleri seçmek, endüstriyel hayvansal gıda tüketimini azaltmak ve emperyal emelleri olan devletlere kaynak aktaran firmalardan uzak durmak gibi adımlar kuşkusuz olumlu ve değerli eylemlerdir. Ancak burada da etkinin ölçeğini gözden kaçırmamak gerekir. Sorunların büyüklüğü karşısında bu adımlar gerçekten büyük bir potansiyele sahip midir?
Eğer sürekli özel jetinizle dünya turu yapmıyorsanız bu pek olası değil. Sömürgecilik, iklim değişikliği, endüstriyel hayvancılık gibi sorunların ölçeği muazzam boyutlardadır ve tek bir kişinin tüketiminin değişmesi bu kadar büyük sistemlerin toplam boyutu ile kıyasla ancak minicik bir etki yaratabilir.
Bu noktada yine bireysel tüketimin diğer bireyleri etkileme ihtimali akla gelebilir. Ama burada da sorun pek değişmiyor: bir kişinin tüketiminin etkisi seksen milyonluk bir ülkede veya sekiz milyarlık bir dünyada nasıl az ise, yüz kişinin tüketiminin etkisi de yine kısıtlı kalacaktır.
Son olarak, bireysel tüketimde sorumlu olarak yaratılacak olumlu etkiler başka tüketim kararları ile bir anda ortadan kalkabilir. Örneğin, yukarıda sayılanların tümünü yapsanız bile yılda bir ya da iki kez uçakla seyahat etmeniz, toplam karbon ayak izinizin anlamlı biçimde azalmasını büyük ölçüde engelleyecektir.
Gönüllülük
Para almadan gönüllü olarak bir şeylere yardımcı olmak gerçekten de “iyi” bir his verir. Ancak burada yine yeniden etkinin ölçeğine bakmamız gerekir. Arada bir yapılan gönüllü faaliyetlerin etkisi ne kadar büyük olabilir? Eğer haftada onlarca saat gönüllü olmuyorsanız çok büyük bir etki yaratmak pek olası değil. Evet, gönüllüler yapılan iyi şeylerin bir “parçası” olurlar ama bu parça ister istemez küçük olacaktır.
Bunun yanında gönüllülüğün gizli bir maliyetinin de olduğunu unutmamak gerekir. Her ne kadar siz para almadan yardımcı olsanız dahi o gönüllü faaliyetini organize eden sorumlunun maaşı, söz konusu etkinliğin masrafları kaçınılmaz olarak bir maliyet yaratır.
Son olarak, her yardımcı olunan faaliyetin gerçekten etkili olduğunu varsaymak da doğru olmaz. Pek çok yardım biçimi ne yazık ki etkisiz kalır (bunu ayrı bir yazıda daha ayrıntılı inceleyeceğiz), dolayısıyla bu tip çalışmalara verilen gönüllü destekler de etkisiz kalmaya meyillidir.
Küçük bağışlar
Son olarak düzenli ya da tek seferlik bağışlara bakalım. Kişinin kendi imkânlarından vazgeçerek bir başkasının iyiliği için bağışta bulunması elbette son derece kıymetlidir. Ancak burada da aynı soruya dönmek gerekir: Bu katkının gerçek etkisi ne ölçüdedir?
Eğer çok büyük meblağlarda bağışta bulunmuyor iseniz (aslında bu da gerçekçi bir ihtimal ve bunu kariyerinizle gerçekleştirmenin mümkün olduğuna daha sonra bakacağız), o zaman çok büyük bir etki yaratmak pek olası değil. Aynı gönüllülükte olduğu gibi iyi bir şeyin parçası olabilirsiniz ama bu parça bağışınızla orantılı olarak yine sınırlı olacaktır.
Pek çok sivil toplum kuruluşu bağış motivasyonunu arttırmak için çok küçük meblağlarla dahi (örneğin 1 lira veya 100 lira gibi), bir çocuğun hayatını değiştirmenin veya bir insanın canını kurtarmanın mümkün olduğunu ima eder. Ancak bunlar gerçekçi değildir. İşler o kadar kolay olsa idi bunca sorun bu zamana kadar çözülürdü.
Son olarak, yine gönüllülükte bahsettiğimiz üzere her hayır faaliyetinin gerçekten etkili olduğunu varsaymak da doğru olmaz. Pek çok yardım biçimi ne yazık ki etkisizdir ve dolayısıyla bu tip çalışmalara yapılan bağışlar da etkisiz kalabilir.
Özet olarak, iyi gibi gözüken pek çok eylem her ne kadar övgüye değer olsa da etki potansiyeli göründüğünden kısıtlıdır. Bunları yapmak iyi hissettirebilir. Ama iyi hissetmek hakiki bir etki yaratmak ile aynı şey değildir. Ama bir şeyi netleştirelim: bu kısımda ülke meseleleri ile ilgili olmanın, sorumlu tüketimde bulunmanın, gönüllü olmanın veya bağış yapmanın kötü olduğu iddia edilmiyor. Sadece bunların etki potansiyelinin sınırlılığına işaret ediliyor.
Neden kariyeriniz alternatiflere kıyasla daha büyük bir potansiyele sahip?
Zaman
Kariyeriniz bariz şekilde çok daha geniş bir zamanı kaplar. Eğer henüz üniversitede öğrenci veya yeni mezun iseniz, önünüzde kırk yıldan uzun bir sürenin var olduğunu söyleyebiliriz. Orta yaşlı ve hatta orta yaşı geçmiş biri iseniz dahi önünüzde hala on yıllar olabilir.
Tipik bir kariyerde yılda 50 hafta, haftada 5 gün, günde 8 saat çalışılır. Dolayısıyla 80,000 saat kadar bir süreyi kariyerinizde geçireceğinizi düşünebiliriz. Bu oldukça uzun bir süredir. Bu süre iyi kullanılırsa gerçekten önemli konularda büyük ilerlemeler sağlanabilir.
Gelişim potansiyeli
Bu zaman süresince kuvvetle muhtemel çalıştığınız alanla ilgili bilgi ve beceriler gittikçe gelişecek ve daha etkin olma ihtimalinizi artıracaktır. Kariyerinizin ileriki evrelerinde alabileceğiniz terfiler neticesinde çok daha fazla kaynağı seferber edebileceğiniz bir pozisyona gelebilirsiniz. Bu süre zarfında kurduğunuz ilişkiler de size daha büyük fırsatlar tanıyabilir.
Yukarıda sayılan alternatif yöntemlerde ise genellikle böyle bir imkan söz konusu değildir. Kariyerinizde ise kendi emeğiniz ve kararlarınız ile arzu ettiğiniz neticeyi elde etmek konusunda çok daha fazla güç sahibi olabileceğiniz söylenebilir.
Kolektif etki
Her kuruluşta gerek insan kaynağı gerekse de finansal kaynaklar ortak bir havuzda değerlendirilerek belli hedeflerde kullanılır. Bu kolektif süreçteki ortaklaşma daha büyük bir kaldıraç etkisi yaratma potansiyeline sahiptir. Büyük bir etki neredeyse hiçbir zaman tek kişinin tekil birkaç eylemi ile olmaz, birçok kişinin koordineli bir şekilde belli maddi kaynakları uzun bir süre boyunca kullanarak bir şeyler gerçekleştirmesi ile olur.
Dolayısıyla çalıştığınız kurum (bu, yönettiğiniz veya kendi kurduğunuz bir işyeri veya dernek de olabilir), sadece bireysel olarak bir şeyler yapmanızın ötesinde başka insanların da gayretlerini ve sahip olduğu kaynakları belli ortak hedeflere yönlendirebildiği için çok daha büyük bir potansiyele sahiptir.
Kariyeriniz hakkında doğru kararlar alarak çok büyük bir fark yaratabilirsiniz
Burada yukarıda sayılan yöntemleri kötülemek gibi bir niyet yok. Oy kullanmak, sorumlu tüketimde bulunmak, gönüllü olmak veya bağışta bulunmak elbette iyi şeylerdir ve bunları yapmaya devam etmek de makuldür. Ancak eğer hayatınızda gerçekten iyi bir şey yapmak istiyorsanız asıl odaklanmanız gereken yer kariyeriniz olmalı.
Kariyeriniz hem zaman açısından, hem gelişim potansiyeli açısından, hem de kolektif etki yaratma imkanı açısından alternatiflere kıyasla çok daha büyük bir potansiyele sahip. Doğru alanda, doğru kurumda çalışmak ve kariyerinizde ilerlemek için bilinçli kararlar almak, dünyada yaratacağınız farkı onlarca hatta yüzlerce kat artırabilir. Bu nedenle kariyerinizi sadece bir geçim kaynağı değil, ideallerinizi gerçekleştirmek için elinizdeki en iyi fırsat olarak görmelisiniz.