top of page

İşinizde performansınızı artırmanın önemi ve bunu geliştirmek için yapılabilecekler

Pek çok insan idealist bir kariyeri sadece belli bir alanda veya işte çalışmakla özdeşleştirir. Bu tip tercihler iyi niyetli olsa da kendi başına bir marifet değildir. Olumlu bir etki yaratma potansiyeline sahip bir alanda veya işte çalışıyor olmak gerçek anlamda olumlu bir etki yaratmayı garanti etmez, sadece bunun için bir imkan yaratabilir. Performansınızın düşük veya optimalin altı kalması halinde hedeflenen netice gerçekleşmeyebilir. Örneğin bir sivil toplum kuruluşunun belli bir grubun hakkını “savunuyor” olması otomatik olarak bunun gerçekleşmesini sağlamaz. Veya bir şirketin belli bir sektörü iyi yönde dönüştürme misyonunun olması, bu misyonun eninde sonunda gerçekleşeceği manasına gelmez.

 

Diğer yazılarda da belirttiğimiz üzere, gerçek anlamda olumlu bir etki yaratmanın ne olduğunu anlamak için “karşıt olgusalları” değerlendirmek, “peki ben bunu yapmasaydım da yine aynı şeyler gerçekleşir miydi?” sorusunu sormak gerekir. Örneğin bir doktorun hastaları için asgari olağan sağlık müdahalelerini yapıyor olması tam manasıyla hastaların hayatını kurtarması manasına gelmez, çünkü “o” doktor o pozisyonu işgal etmeseydi de sağlık sistemi başka bir doktor ile kuvvetle muhtemel benzer sağlık hizmetlerini aynı hastalara sağlayacak idi. Dolayısıyla gerçek anlamda olumlu bir etki (veya bir fark) yaratmak için olağanın, standardın üzerinde bir performans göstermenin gerektiği söylenebilir. 

Bu nedenle kariyerinizle başkaları için gerçek bir fark yaratmak istiyorsanız sadece dünyadaki adaletsizliklerin veya sorunların neler olduğu ile ilgilenmeyip aynı zamanda kendi üretkenliğinizi nasıl artırabileceğinize odaklanmanız gerekir. Olumlu bir etki yaratmaya yönelik bir işiniz varsa performansınızı arttırdığınız ölçüde bu etki katlanacaktır. Dolayısıyla eğer gerçekten idealist gayeleriniz varsa, bu doğrultuda ilerlediğiniz kariyerinizde verimliliğinizi geliştirmek önemli değerlerinizden biri olmalıdır. 

 

Özellikle belli bir alanda uzmanlık veya ustalık seviyesine ulaşmanın getirisi ve yaratabileceği olumlu etki sıradan bir performansa kıyasla onlarca (hatta binlerce) kat fazla olabilir. Pek çok kurum bir sürü vasat performans gösterecek çalışandan ziyade aslında sadece bir tane gerçekten gerçekten iyi bir çalışana ihtiyaç duyar ve bunu arar. Özellikle bazı sektörlerde en iyi çalışan ile vasat çalışan arasında muazzam bir fark doğar (bu aynı zamanda maaşlara da yansır). Örneğin piyasadaki en iyi yazılımcı, en iyi doktor, en iyi avukat veya en iyi yatırımcıya olan ilgi ile ortalamaları arasında dağlar kadar fark vardır. Mavi yaka olarak sınıflandırılan işlerde dahi işinin en iyilerinden olmanın etkisi kayda değerdir. Kariyerinizde bu üst seviyeye gelebilmek bu nedenle çok büyük bir fark yaratabilir. Bu seviyelere ulaşılınca erişilen ün ve sosyal statü de pek çok şekillerde amaçlarınız için fayda sağlayabilir. Örneğin bugün siyasi partilerde görev alan pek çok kişi aslında gençliklerinden beri siyasette olmamalarına rağmen kendi mesleklerinde elde ettikleri başarının neticesinde belli siyasi partilere davet edilmişlerdir. 

 

Aşağıda performansınızı geliştirmek için uygulayabileceğiniz bazı tavsiyeler sıralanacak. Tabii ki her birinin her bir kişi için her zaman uygun ve etkili olacağını garanti edemeyiz. Ama yine de bunların performans gelişimi yazınında sıklıkla vurgulanmasından ve kullananlar tarafından genel itibariyle olumlu geri bildirim almasından hareketle en azından denemeye değer olduğunu söyleyebiliriz. 


 

Sağlığınıza dikkat edin

 

Üretkenliğinizin önemli bir belirleyicisi beden ve zihin sağlığınızdır. Eğer ciddi bir rahatsızlığınız varsa bu ister istemez işinizdeki performansınızı da etkileyecektir. Diğer taraftan eğer vücudunuz zinde ise muhtemelen kendinizi daha iyi hissedersiniz ve işinizde yapmanız gereken şeyleri daha rahat bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz. 

 

Eğer uzun süren bir rahatsızlığınız varsa bunun için tıbbi destek almayı ertelemeyin. Pek çok insan bu sorunlarını öteleyerek basit tedavi imkanlarını kaçırır ve hastalıklarını gereksiz şekilde ilerletmiş olur. Örneğin geçmeyen bir bel ağrısı için bir fizik tedavi uzmanına, aşamadığınız bir depresyon döneminizde bir psikoloğa, veya anlam veremediğiniz ama geçmeyen bir şikayetinizde bir dahiliye doktoruna başvurmaktan çekinmeyin. 

 

Herhangi bir tıbbi vaka değilseniz dahi sağlığınızı mümkün olduğunca optimal seviyeye yaklaştırmaya gayret edin. Zaten bildiğiniz, duyduğunuz ama ne kadar çok tekrar edilse de zararı olmayacak tavsiyeleri tekrar hatırlatmak gerekirse: Makul bir vücut ağırlığı için kalori dengesini gözetmek (eğer kilolu iseniz beslenmenizde sürdürülebilir bir kalori açığı bırakmak), işlenmiş gıdalar, sigara, alkol gibi zararlı girdilerden mümkün olduğunca uzak durmak, kaliteli ve yeterli uyku için gerekli zamanı ve rutinleri oluşturmak, düzenli egzersiz yapmak fiziksel sağlığınız için iyi birer yatırımdır. Keza arkadaşlarınız ve aileniz ile ilişkilerinizi muhafaza etmek, manevi dünyanıza ve kişisel ilgi alanlarınız için zaman ayırmak da zihin sağlığınız için iyidir. 

 

Kendinize hedefler koyun

 

“Zamanı boşa geçirmek” herkesin bazı dönemlerde yaşadığı bir sorundur. Arada sırada birkaç günün boşa gitmesi çok büyük bir sorun olmasa da haftaların, ayların ve kimi zaman yılların boşa gitmesinin maliyeti yüksektir. Bunun temel sebeplerinden biri kişinin kendisine hedefler koymamasıdır. Net hedefler olmaksızın eyleme geçmek daha zordur. Hedefler bir nevi çapa işlevi görerek sizi yapmanız gereken şeylere yöneltir ve eyleme geçmeniz gerektiğini hatırlatır. 

 

Bu nedenle yıllık, aylık, haftalık, hatta günlük hedefler koymanız halinde zamanınızı boşa geçirme riskinizi azaltıp gerçekten önem verdiğiniz şeylere yaklaşma ihtimalinizi artırabilirsiniz. Bunun için hedeflerinizi yazdığınız, ilerlemenizi takip edip değerlendirdiğiniz ve gerektiğinde güncelleme yaptığınız bir günlük veya başka bir doküman tutmayı değerlendirebilirsiniz. Hedefler birçok tipte olabilir: belli bir işe girmek veya terfi almak, bir konuda uzmanlık kazanmak, belli bir maddi birikim seviyesine ulaşmak, kilo vermek, yayın yapmak gibi.

 

Odaklanma yetinizi güçlendirin

 

Yine hepimizin en azından belli dönemlerde yaşadığı önemli bir sorun da yapmamız gerektiğini bildiğimiz şeyleri ertelememiz veya savsaklamamızdır. Bazı günler insan termini yaklaşan bir işi olmasına rağmen saatlerce telefona bakar veya dizi izler; günün sonunda da ilerleme kaydedemediği için mutsuz olur. Bu sorunun tekrarlanarak devam etmesi genel performans açısından büyük bir risktir. Diğer taraftan uzun süre yüksek odaklı çalışabilen insanların işlerinde başarılı olma ihtimali çok daha yüksektir. 

 

Odaklanmayı artırmak için yapmanız gereken şeyleri önceden planlamak ve özellikle ilk adımları kafanızda netleştirerek ertelemeye mahal vermeden eyleme geçmek genel olarak etkili bir yöntemdir. Bunun için de bir ajanda veya sürekli kullandığınız bir dokümanınızın olması faydalı olacaktır. 

 

Yaptığınız işe odaklanmak için sürekli irade gücünüzü kullanmak yerine belli rutinler oluşturmanız işinizi kolaylaştırabilir. Örneğin her bir iş kalemi için belli gün ve saatlerin oluşturulması (ev işleri günü, spor günleri, okuma saati gibi), belli işler için belli alanların seçilmesi (kütüphane, kafe gibi), belli işlerin belli bir sırayla yapılması (yatmadan önce kitap okunması) gibi rutinler oluşturabilirsiniz. Esasında pek çok işyeri zaten çalışanları için bu tip rutinleri verimliliği artırmak için zaten oluşturmuştur. Siz de kendi şart ve tercihlerinize göre bunları artırabilir ve geliştirebilirsiniz. 

 

Özellikle günümüzde odaklanmayı zorlaştıran şeylerin başında dijital platformların geldiği söylenebilir. Eğer siz de herkes gibi belli sosyal medya uygulamalarına bakarken uzun zamanlar geçiriyorsanız, özellikle çalışmaya ayırdığınız zamanlarda bu uygulamalardan sizi uzak tutacak fiziksel sınırlar koymayı değerlendirebilirsiniz. Çalışırken telefonu uzağa koymak, internetin gereksiz olduğu durumlarda “offline” çalışmak, veya belli uygulamalara girişi belli bir süre girmeyi engelleyen “karşı uygulamalar” kullanmak iyi çözümler olabilir. Bunun da ötesinde genel olarak sosyal medya tüketimini azaltmak ve ilginizi başka mecralara yoğunlaştırmak da bunların çekim gücünü zayıflatacaktır. 

Önceliklendirme yapın 

 

Bazı insanlar aslında çok meşgul olmalarına rağmen asıl önem verdikleri şeylere tam olarak ulaşamaz. Bunun bir nedeni önceliklendirme yapmamak olabilir. Başta zaman ve enerji olmak üzere elimizdeki kaynaklar sınırlıdır. Dolayısıyla sınırsız veya çok sayıda hedefin peşine düşülmesi halinde bunların çoğunluğunu gerçekleştirmek pek olası değildir. Bu nedenle gerek kariyerinizin alanını seçerken gerekse de bu alanda ilerlerken belli tercihlerle hedeflerinizi sadeleştirip bunlara odaklanmak daha etkili bir strateji olacaktır. Yaptığımız her bir şeyin aynı değerde çıktı sağlaması beklenmez. Genellikle doğru zamanda doğru şekilde az sayıda şey, ortaya koyduğumuz çıktığının çoğunluğunu teşkil eder. “Güç yasası” olarak nitelenen bu çerçeveye göre pek çok doğal ve toplumsal fenomen bu şekilde gözlemlenebilir. Örneğin pek çok şirketin satışlarının %80’i, toplam müşterilerin ‘%20’sine yapılır; pek çok ülkenin nüfusunun %80’i şehirlerin %20’sinde yaşar; bir ana bilim dalındaki literatürde yapılan atıfların %80’i bu alandaki eserlerin %20’sine yapılır ve bunun gibi.     

 

Dünyada değiştirmek istediğiniz her şeyin bir listesini yapıp bunların hepsine aynı ilgiyi göstermekten ziyade bu listedeki bir veya birkaç tanesine odaklanacak olsaydınız bunların neler olacağını düşünmek iyi bir önceliklendirme çalışması olacaktır. Aynı şekilde, işinizde ilerlemenizi sağlayacak şeylerin uzun bir listesini yapıp her gün bunlardan bir tanesi için rastgele bir eylemde bulunmaktansa bu listede sizin hedeflerinize ulaşmanızı sağlayacak en önemli üç tane şeyin ne olduğunu tespit edip bunları öncelikli yapılacak listenizin tepesinde tutmak muhtemelen daha verimli olacaktır. 

 

“Yapmamanız gereken” şeyler için de önceliklendirme yapmayı değerlendirebilirsiniz. Örneğin sağlığınıza en çok zarar veren şeyleri beslenmenizden çıkartmaya odaklanmak, iş performansınızı en fazla düşüren bir alışkanlığınızı değiştirmek, veya daha genel olarak hedeflerinize ulaşmanızı engelleyen en büyük sorunun ne olduğunu açıkça tespit edip bunu aşmaya odaklanmanın getirisi çok büyük olabilir. 

Sosyal becerilerinizi geliştirin

 

İnsan ilişkileri ve iletişim becerileri pek çok kariyer alanı için oldukça önemlidir. Pek çok kişi her ne kadar meslekleri ile ilgili teknik bilgilere hakim olsa da sosyal becerileri zayıf olduğu için kariyerlerinde fazla ilerleyemez. Birçok iş pozisyonu kaçınılmaz olarak sosyal beceriler gerektirmektedir: neredeyse tüm kuruluşların müşterileri veya hizmet alıcıları vardır ve bunlar ile iyi ilişki kurulması bir zorunluluktur; özellikle sivil toplum ve siyasette faaliyet gösteren kişilerin kamuoyunu ve başka karar alıcıları ikna etmesi gerekir; yüksek etki potansiyeli olan üst düzey pozisyonlar da kaçınılmaz olarak astları yönetmeyi gerektirir. 

Menfaat temelli olmayan hakiki arkadaşlıklar kurmaya özen gösterin. Arkadaşlığın kendi başına değeri ve iyiliğinin ötesinde somut faydaları da çoktur. Yakın çevreniz ve arkadaşlıklarınız hem motivasyonunuzu hem de performansınızı önemli ölçüde etkiler. İyi arkadaşlıklar sadece duygusal destek sağlamakla kalmaz, aynı zamanda yeni bakış açıları, fırsatlar ve değerli geri bildirimler de sunar. Değerlerinizi ve hedeflerinizi paylaşan, sizi destekleyen ve gerektiğinde yapıcı eleştiri yapabilen insanlarla çevrelenmeye çalışın. Pek çok üretken insanın meslektaş ağı ile arkadaşlık ağı kesişir ve birbirini besler. İyi arkadaşlarınız size mesleğinizde ve projelerinizde pek çok şekilde fayda sağlayabilir. Arkadaşlar arasındaki güven ilişkisi iş yaşantısında da çok işlevseldir. Birbirine güvenen insanlar birbirlerinin ürettiği şeyleri kullanmak, birlikte çalışmak veya birbirinin yaptığı şeylere yatırımda bulunmaya çok daha açık ve istekli olur. Bu nedenle arkadaşlık ilişkilerinizi önemseyin. Pek çok insan özellikle okul bittikten sonra bu ilişkilerine zaman ayırmadığı için yakın arkadaşlarından dahi kopar. Bunun olmamasına dikkat edin.  

Başarılı ve üretken insanlarla vakit geçirmek performansınızı artırmanın en etkili yollarından biridir. İnsanlar genellikle yakın çevrelerinin normlarını, alışkanlıklarını ve standartlarını benimserler. Eğer etrafınızdaki insanlar yüksek standartlara sahipse ve sürekli kendilerini geliştiriyorlarsa, siz de muhtemelen benzer şeyleri yapmaya yöneleceksinizdir. Sektörünüzde başarılı olan kişilerle tanışmaya, onların deneyimlerinden öğrenmeye ve mümkünse onlarla çalışmaya gayret edin. Bu kişilerin çalışma alışkanlıklarını, problem çözme yaklaşımlarını ve karar verme süreçlerini gözlemlemek size çok şey öğretebilir. Ayrıca bu tür ilişkiler sizi zorlar, motivasyonunuzu artırır ve kendi potansiyelinizi daha net görmenizi sağlar.

 
İyi bir öğrenci olmayı öğrenin

Kariyerinizde ilerlemek için sürekli öğrenmeye açık olmak ve bunu etkili bir şekilde yapabilmek çok önemlidir. İyi bir öğrenci olmak sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda o bilgiyi uygulayabilmek ve deneyimlerden ders çıkarabilmek anlamına gelir. Öğrenme sürecinizi optimize etmek için farklı kaynaklardan faydalanın: kitaplar, makaleler, online kurslar, podcastler, videolar gibi. Ancak pasif tüketimle yetinmeyin; öğrendiklerinizi not alın, özetleyin ve mümkün olduğunca pratiğe dökün. Yeni bir beceri öğrenirken sabırlı olun ve ustalaşmanın zaman gerektirdiğini unutmayın. Ayrıca geri bildirime açık olun ve hatalarınızdan öğrenmeyi bir gelişim fırsatı olarak görün.

Kendinizi objektif bir şekilde değerlendirebilmek ve eksikliklerinizi tespit edebilmek gelişiminiz açısından elzemdir. Pek çok insan güçlü yanlarına odaklanırken zayıf yönlerini görmezden gelir veya kabul etmek istemez. Oysa gerçek ilerleme, eksikliklerinizi de fark edip bunları gidermeye çalıştığınızda gerçekleşir. Kendinizi düzenli olarak değerlendirin: hangi alanlarda zorluk çekiyorsunuz? Hangi becerileriniz geliştirilmeli? Hangi konularda bilginiz yetersiz? Bu soruları samimi bir şekilde yanıtlamak için başkalarından geri bildirim alın. İş arkadaşlarınızdan, yöneticilerinizden veya güvendiğiniz kişilerden yapıcı eleştiri isteyin. Ayrıca kendi performansınızı düzenli olarak analiz edin ve geçmişte yaptığınız hataları inceleyerek bunlardan dersler çıkarın. Yeni bir beceri öğrenirken veya karmaşık bir problem üzerinde çalışırken hata yapmaktan korkmayın. Deneme yanılma süreci öğrenmenin doğal ve önemli bir parçasıdır. 

Kariyerinizde gerçekten fark yaratmak istiyorsanız, seçtiğiniz alanda derinleşmeyi ve uzmanlık kazanmayı hedefleyin. Daha önce de belirtildiği gibi, bir alanda uzman olmak ile vasat performans göstermek arasında muazzam bir fark vardır. Uzmanlık geliştirmek yıllar süren tutarlı bir çaba gerektirir, ancak karşılığı da çok büyüktür. Uzmanlık geliştirmek için öncelikle odaklanacağınız spesifik bir alan seçin. Çok geniş bir alanda vasat olmaktansa daha dar bir alanda mükemmel olmak genellikle daha değerlidir. Seçtiğiniz alanda sürekli öğrenin, pratik yapın ve kendinizi zorlayın. Sektörünüzün en iyilerini inceleyin ve onların yaklaşımlarından ilham alın. Karşılaştığınız zorlukları birer gelişim fırsatı olarak görün ve sürekli olarak becerilerinizi test edip sınırlarınızı zorlayın. Alanınızda iyilerden biri olmaktansa en iyisi olmanın çıktısı dramatik farklar yaratabilir. 

© 2035 by Ernst & Goldschmidt Consultancy. Powered and secured by Wix

bottom of page